Bütün gece,
belki sabaha kadar davul-zurna şamatası, insan uğultuları. Üstüne yan odada,
kalın sesli bir adamın arkadaşına yakınmaları eklenince, uykumuzu hesaplayın.
Sonunda sabah oldu. Kırıkkale’liler kusura bakmasınlar, can havliyle fırladık.
Pazar sabahı saat sekize geliyor, ortalarda kimseler yok. Şehir akşamdan bu
yana daha da kirlenmiş. Ortalık mide bulandırıyor.
Yönümüz Yozgat’a
doğru. Yol güzel. Ara ara bozulmalar var. Zararsız. Samsun yol ayırımına,
Yağlı’ya yaklaştıkça Hızlı Tren
çalışmaları yoğunlaşıyor. Yer yer, devlet karayolunun yönü değiştirilmiş. Bu
noktalarda sıkıntı var.
Yağlı’dan
sağa, Yozgat yönüne dönerken, uzakta tepelerin yamaçları ‘’mor alevine
kesmiş’’. İddia ediyorum, bu mor yangına az insan tanık olmuştur. Uzaklığı, bu
muhteşem güzelliği görüntülememizi engelliyor. Bahar yeni gelmiş Anadolu’mun
buralarına. Sapsarı çiçek tarlalarını sağımıza solumuza alıyoruz. Kekik otları
farklı bir mora bezenmiş. Enva çiçekler. Yazın boz renklere bürünen dağlar ve
düzler, şimdi alabildiğine yeşil. Küçük bir su birikintisi bile çevresinde
koyu, taptaze yeşillikler ormanı oluşturmuş. Hızlı Tren inşaatına koşut hızla
ilerliyoruz. Hızlı tren belli ki, Sivas’a veya Erzurum’a kadar uzanacak.
bir
şehir, bakımlı. Tatil günü rehavetinde şehre giriyoruz.
Programımızda
yol üstü yerleşimleri gezmek olmadığından, Yozgat’ın simgesi Saat Kulesini
görüntülüyoruz ve Yozgat’ı geride bırakıyoruz.
Yol düzeldi.
Hızla Sivas’a koşturuyoruz. Arazi bahar coşkusuyla bizi selamlıyor. Benzinimiz
azalıyor. Gariptir, petroller (benzin istasyonu) şehirlerin giriş-çıkışlarında
yoğunlaşmış. Yol boyu gördüğümüz, az sayıda petrollerin markalarını
tanımıyorum. Öte yandan, biz de çok acıktık. Öğlene Sivas’ta, köfteci ‘’Kirli
Ahmet’’teyiz. Köfteyi düşündükçe iştahım daha da artıyor. Sivas girişinde bir
petrol, ters yönde. Geri dönüş alıp arabamızı doyuruyoruz. Full depo, ne olur
ne olmaz.
Yolumuzu
yeniden çevirip , Erzincan yönüne gidiyoruz. İlk trafik ışıklarından sola,
Toptancılar Sitesine giriyoruz. Bir çok meşhur köfteci var. Köfteci Galip,
Köfteci Mehmet, Sivas Köftecisi gibi… Köfteci Ahmet, Kirli Ahmet adeta
gizlenmiş.
Köfteyi
tarif etmem istense, Kirli Ahmet’in köftesi derim. Köfte bu. İri çekilmiş az
yağlı kıyma ve tuz. Sanırsınız, biftek ısırıyorsunuz. Izgarada büyük ustalıkla
pişirilmiş. Etin suyu köftenin üstünde. Lezzet zirvede. İkramı bol, önce süzme
mercimek çorbası, masada çeşit çeşit mezeler, bol köfte.
Köfte
Sivas’ta Kirli Ahmet’te yenir. Ülkemizin ünlü gurmecileri tanırlar, ünlüdür. Ününü de hak etmiştir.
İstendiğinde kargoyla da gönderiliyor. Ne olursa olsun, köfte yerinde yenecek.
Ustalığı pişirilmesinde. Usta; kısa boylu, sakallı, ocağından ayrılmayan,
salonda her yere hakim. Salon mütevazi, usta mütevazi, fiyat da mütevazi bir
kişi 12 lira.
O3 Haziran
2012 Pazar
Sivas
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder